‘Var mısın Yok musun’da yarıştılar. Yarışma sırasında birbirlerine aşık oldular. En son Survivor’da yarışmak üzere Panama Adası’na gittiler. Ancak bu kez kazanamadılar. ‘En azından itibarımızı kaybetmedik’ diyen Hakan ve Gizem’le Hakan’ın rol aldığı ‘Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi’ dizisini, Survivor maceralarını, sürpriz evlilik teklifini konuştuk.
Gizem Akın ve Hakan Hatipoğlu’yla bir sene sonra yeniden söyleşi yaptık. Sempatik ikili hiç değişmemiş, gördüğümüz kadarıyla birbirlerine olan sevgileri daha da artmıştı. Adadaki sürpriz evlilik teklifinden sonra Hakan, evlilik fikrine alışmış. Ona kalsa bugün evlenecek; ‘Arada aileler var, yoksa bir dakika durmam’ diyor. Yazın nikah masasına oturacak çiftle keyifli bir söyleşi yaptık.
- En son 1 yıl önce söyleşi yapmıştık, hayat nasıl gidiyor?
Hakan: Hadi anlat bakalım Gizem Akın Hatipoğlu. (Kahkahalar)
- Yeni soyadına mı alıştırıyorsun Gizem’i?
Hakan: Valla, öyle oldu…
Gizem: Survivor’a katıldık. Çok başarılı olamasak da güzel bir tecrübe oldu. iyi ki gitmişiz… Okulumdan mezun oldum. Bunların dışında Hakan’la bayağı… Ne oldu Hakan’cığım?
Hakan (Gülüyor): Öyle bir söyledin ki; ‘Bilgi Üniversitesi Reklamcılık Bölümü mezunuyum… iş arıyorum’ gibi oldu…
Gizem: Evet, iş arıyorum zaten. Aynen.
- Peki, var mı iş görüşmeleri?
Gizem: Aslında hala televizyonda kalmak istiyorum. Hakan da ‘Biraz uzaklaş’ diyor.
TELEViZYON ÇOK TEHLiKELi BiR ORTAM
- Bence dinleme, erkekler hep böyle yapar. Kendilerinin göz önünde olması daha önemli gelir. Öyle değil mi Hakan?
Hakan: Televizyon çok tehlikeli bir ortam. Herkes için söylemiyorum ama ilişkiler çok doğru kurulmuyor. Hem yaş olarak hem de erkek olduğum için kendimi daha çok koruyabilecek kapasitede görüyorum. Gizem hem genç hem de kadın. Bu yüzden korumasız ve kolay kandırılabilir. Kendi kafasına gitmeyi seven de biri. O yüzden açıkçası çok fazla istemiyorum. Ailesi de pek istemiyor.
- Sadece televizyon konusunda mı yoksa başka konularda da koruma isteği var mı Hakan’ın?
Gizem: Çok belli etmeden alttan alta bir koruma ve denetleme hali var. Ama beni hiçbir zaman sıkmaz. ‘Yapmayacaksın’ demez ama ‘yapmazsan iyi olur’ der. Ben de onun bir bildiği vardır diye düşünürüm. Onun bana güvendiğini de biliyorum. iş konusunda da ailemin ve Hakan’ın onayı olmadan bir şey yapmak istemem. Gerçekten çok istediğim bir işse ne olursa olsun destek çıkmalarını isterim.
Hakan: Öyle bir şey olduğunda kimse kimsenin önünü kesemez. Hayatın en büyük kuralı da para kazanmak zaten. Bunun için de ödün verilmeli. Tabii ki Gizem’e güveniyorum sadece şu günlerde temkinli olmak istiyorum.
Gizem: Esas bugünler bana iş gelebilecek zamanlar. Bu yarışmayla gündeme geldik ve çok sevildik. Survivor’da da seyircinin bizi hala sevdiğini gördük. Halkın sevgisini kaybetmedik. Hakan bir dizide Oyunculuk yapıyor, benim için de düzgün bir proje olursa, istersem başlarım. iki-üç dizi teklifi geldi ama sonuçlanmadı.
SETTEKi iLK GÜNÜM ÇOK ZORDU
- Peki, gelelim yeni projeye… Setin ilk günü hazırlık yapıldı, kostümünü giydin, makyajın yapıldı ve motor dediler. Ne hissettin?
Hakan: Bir de karşınızda Serdar Akar… Heyecan vardı. Kişiliğime ve duruşuma yakın bir rolü yapmak kolay değildi. Kötü adam ya da çapkın gibi uç karakteri oynasam daha rahat olacaktım. ilk gün gerçekten çok zordu. Kötü olacağımı da biliyordum. Seyrederken de yüzüme tokat yemiş gibi hissetim. Ama o gün daha çok çalışacağım ve daha iyi olacağım diye söz verdim kendime.
- Dizinin ilk bölümünü birlikte mi izlediniz? Gizem sen nasıl buldun Hakan’ın Oyunculuğunu?
Gizem: Beraber izledik…
Hakan: O gün de kavgalıydık.
- Neydi kavganın sebebi?
Hakan: ilgimin diziye kayması nedeniyle aramızda negatif elektrik oluştu. Gizem’le ilgilenmiyormuş gibi gözüktüm belki.
Gizem: Çok heyecanlıydı ve çok önemli bir gündü. Aramızda biraz nane limondu ama yine de izledim diziyi. ilk bölümde çok başarılı bulmamıştım ama ikinci bölümde daha iyiydi.
Hakan: Sette her şeyi biliyormuş gibi davransaydım olmazdı. Doğruları yansıttığım için insanlarda yardım etme isteği oldu. Ben de Oyuncu olsaydım bu işe gönül vermiş birine yardımcı olurdum. Gerçekten hırsını ve isteğini kaybetmezsen her zaman başarabilirsin.
- ‘Survivor’ maceranız biraz keyifsiz geçti galiba?
Hakan: Bir anda gruplaşma oldu. Kimseyi üzmeden, kırmadan yarışmaya çalıştık. Kimsenin arkasından konuşmadık ya da kimsenin arkasından iş çevirmedik. Buraya gelip seyrettiğimizde çok acı oldu açıkçası. insan tanımak çok büyük tecrübe oldu. Yaşanan birçok şeyi adada bıraktık. Bir buçuk ‘aylık Survivor’ hayatımızda belki 10 belki 20 yıllık bir tecrübe oldu. Çünkü nasıl beraber hareket etmek gerektiği ya da hangi noktada insanlar sizi satar, niçin satar gibi bilgileri orada yaşadık. Para ortada. Herkesin kazanma şansı var. Kişilikler bozulabiliyor.
- izlediğim bölümlerde senin de dedikodun yapılıyordu…
Hakan: Meyve veren ağaç taşlanır! Bu kadar basit. Orada balığa gidiyoruz, kamera da hep bizim peşimizde tabii. Herkes kendisinin göz önünde olmasını ister. Adanın hakkını veren bizdik, tabii ki bu da insanlara batıyordu. Bir de fizik olarak da güçlüsünüz, sporcunuz, gençsiniz. Bunların hepsi beni hedef haline getiriyordu.
- Ayrı adalarda mı kaldınız?
Gizem: Ayrı adalardaydık.
Hakan: Gitmeden önce ‘ada yakın olursa yüzerek geçerim’ diyordum. Oraya gidince fikrim değişti tabii; iki ada arası motorla 40 dakika sürüyordu. Orada çok ayrı kaldık. Konuşamıyorduk bile.
Gizem: Beraber yarışıyorduk ama iki grubun bir araya gelmemesine dikkat ediliyordu, gruplar arasında haberleşme olmasın diye. Halbuki biz birbirimizi özlemenin derdindeydik.
Hakan: Derdimiz el ele tutuşmaktı.
- Adadaki evlenme teklifini de anlatsanıza…
Hakan: Palmiye yaprağından yüzük yaptım. ‘ilk defa birine karşı bu kadar çok evlenme isteği hissediyorum. Benimle evlenir misin’ diyerek yüzüğü çıkardım cebimden. ikimiz de ağlamaya başladık.
- ilginç bir evlilik teklifi olmuş, sen neler hissettin Gizem?
Gizem: Aramızda evlilik üzerine hep konuşuyorduk. ‘Evlenir misin’ cümlesini hiç duymamıştım. Kimsenin olmadığı bir yere gittik. Palmiye yaprağını parmağıma bağladı, ben de onun parmağına. Oradaki her günümüz duygusaldı. Hakan’ın söylediği sözler, göz göze acı içinde olmamız…
- Bari evlenip de gelseydiniz?
Hakan: Aileler olmasa… Yoksa aklımıza gelmedi değil.
KENDi EViMiN OLMASıNı iSTiYORUM
- Gizem’in babasıyla aran nasıl, kızını kıskanıyor mu?
Hakan: Babayla aramız çok iyi. Beraber balık yapıyoruz. Sorun yok. Abiyle de çok iyiyiz.
Gizem: Herkes Hakan’ı çok benimsedi. Beni sormadan onun nasıl olduğunu soruyorlar.
- Evliliğe de az kaldı, provalara başlayın şimdiden…
Hakan: Gizem’e ‘Ütülerimi yapacak mısın’ diye sorduğumda bayılıyor. ‘Yapacağım’ tabii diyor.
- Bir 10 yıl sonra ‘bıktım senin ütülerinden diyebilir…
Gizem: Olabilir.
Hakan: Ev işini çok seviyor.
Gizem: Kendi evimin olmasını çok istiyorum. O şehir dışına gitsin, gelsin, evde onu bekleyeyim.
Hakan: Şimdiden şehir dışına yolladı beni! (Kahkahalar)
GiZEM BENi ÇOK KıSKANıYOR
- Geçen yıl yaptığımız röportajdan bu yana ilişkide neler değişti, kavgalar arttı mı?
Hakan: Geçen seneyi düşünüyorum da sanki daha bir lay lay lommuş. Şu an aşkın getirdiği kavga, sevgi, aşırı tepkiler, paylaşılan daha çok şey var.
- En çok ne üzerine kavga edersiniz?
Hakan: Gizem beni acayip kıskanıyor. Rahat edemiyorum. Ne yapsam bilmiyorum. Ben de tam tersi onu rahat bırakıyorum. Arkadaşlarınla yemeğe git, benim için bir sorun yok dediğimde ne oluyor biliyor musun Sibel Abla? Telefon açıp ‘Sen beni sevmiyorsun, niye aramıyorsun’ diyor. ‘Rahat ol, arkadaşlarınla eğlen, deşarj ol’ diyorum.
- Dizinin ilerleyen bölümlerinde aşk olursa?
Hakan: Diğer polis arkadaşla ortak sevdiğim bir kız var. Bir ilişki Yaşar gibiyim ama temaslı bir ilişki değil. Uzaktan sevme gibi…
- Peki, öpüşme olursa…
Gizem: Olmasın… Gerçi her zaman işine saygı duyarım. Bunlar zaten her dizide olacak şeyler. Hakan da genç bir Oyuncu olduğu için mutlaka aşk olacaktır. iş başka.
Hakan: Bu kaydı bana da yollar mısın? (Kahkahalar) Delil olarak elimde bulunmalı.